ATATÜRK ve TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ATATÜRK ve TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

Mesaj tarafından Bozkurt Bir C.tesi Tem. 05, 2008 1:03 am

******, yanlızca Cumhuriyetimizi kurmakla kalmamış, Cumhuriyetin temel ilkelerini de ortaya koymuştur. Bu ilkelerin önde gelenlerinden birisi de milliyetçiliktir. Ümmet psikolojisi içindeki bir toplumdan , millet psikolojisine sahip bir toplum yaratmak için bu ilke son derece önem taşıyordu.
O'na göre, milliyetçilik, ahlakın en yüksek zirvesinde yer alan bir ruh dolgunluğu, kişinin milletine saygı ve sevgi hisleriyle bağlı olmasıdır. Türk milliyetçiliği denildiği zaman; kendini Türk bilen ve Türk Milli Kültürü'nü benimsemiş her insanın, birlik ve beraberlik içinde yaşayan toplumumuzun, tarihin akışı içindeki değerini ve rolünü takdir ile onun adet ve ananelerini benimsemesi ve şuurla kabullenmesi akla gelir. Bu da bir millli ruh olgunluğu demektir.
Tarihin başlangıcından bu yana Türk ve Türklük duygusu her zaman varola gelmiştir. Çünkü, Türk toplumu millet olarak, tarihin her devrinde bir güç ve bir uygarlık olarak kendisini göstermiştir.
"Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka birşey değildir" diyen ******, Türk milliyetçiliği için "Biz doğrudan doğruya milliyet perveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur" demek suretiyle, Türk milletinin ve onun Cumhuriyetinin milli kültüre dayandığını ifade eder.
******, bir diğer konuşmasında ise; "Türk milliyetçiliği, terakki ve inkişaf yolunda ve beynelminel temas ve münasebetlerinde bütün muasır millletlere muvazi ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk içtimai heyetinin hususi seciyelerini başlı başına müstakil hüviyetini mahfuz tutmaktır." diyerek, uluslararası ilişkilerde Türkün kendine has özelliklerinin ve miliyetçilik duygusunun bozulmaması gerektiğine işaret etmektedir.
Büyük Önder, dünyada 90'lı yıllarda meydana gelen gelişmeleri, 1933 yılından görerek, eşsiz bir öngörüye sahip olduğunu ispatlamıştır. Söz konusu tarihte yaptığı bir konuşmada Sovyetler Birliği'nde meydana gelecek ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin ve Azerbaycan'ın ortaya çıkmasına yol açacak değişimleri adeta kehanet denecek bir bilgelikle şöyle ifade etmiştir.
"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir." O'nu ebediyete intikal edişinin 60. yıldönümünde bir defa daha rahmet ve minnetle anıyoruz.
avatar
Bozkurt
ÇAVUŞ
ÇAVUŞ

Mesaj Sayısı : 54
Yaş : 22
Nerden : elazığ
Kayıt tarihi : 03/07/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz